UZM . PSK. ANGELA ORGE -“Çocuklarda Doktor Korkusu Nasıl Oluşur?”

Farkında Olmadan Korku Tohumlarını Nasıl Ekiyoruz?

Birçok anne-baba çocuğunu doktora götürürken yaşadığı sahneyi bilir: Çocuğun kucağa alınmamak için direndiği, odada ağlama seslerinin yükseldiği, ebeveynin çaresizlikle “bir şey olmayacak, korkma” dediği anlar… Peki o korku nasıl doğdu? Bir iğneden, beyaz bir önlükten, hatta antiseptik kokusundan nasıl olur da küçük bir yürek kaygıya kapılır? Doktor korkusu doğuştan gelen bir refleks değildir. Çocuklar bunu gözlem, deneyim ve yetişkinlerin tepkilerinden öğrenirler. Psikolojide buna modelleme yoluyla öğrenme denir. Yani, eğer bir ebeveyn “iğne acıtır”, “doktor kızar”, “bak uslu durmazsan seni doktora götürürüm” gibi cümleleri kullanıyorsa, çocuk zihninde şu bağlantı oluşur: “Doktor = Tehdit.” Bir süre sonra çocuğun zihninde doktor; iyileştiren değil, cezalandıran bir figüre dönüşür.

Beyinde Korku Nasıl Kodlanır?

Beyinde amigdala adlı bölge korku tepkilerini yönetir. Bir çocuk ilk defa acı verici bir iğne deneyimi yaşadığında, bu olay amigdalada “tehlike” olarak kaydedilir. Eğer bu sırada ebeveynin sesi endişeliyse, hem çocuğun hem de yetişkinin korku düzeyi birbirini besler. Bu nedenle çocukta sadece iğneye değil, tüm hastane ortamına karşı koşullanmış bir korku tepkisi gelişebilir.

Farkında Olmadan Yüklediğimiz Korkular, Öğrenilmiş, Öğretilmiş Korkular:

Korkuların çoğu iyi niyetli koruma duygusuyla başlar. Ama korurken bazen tehdit dili kullanırız:
“Düşersen hastaneye gidersin.”
“Kirli elle yeme, hasta olursun.”
“Doktor iğne yapacak, uslu dur yoksa daha çok acır.”
“Bak ağlarsan doktor gelir.”

Bu tür cümleler çocuğa iki mesaj verir:

  1. Dünya tehlikeli bir yerdir.

  2. Doktorlar bu tehlikenin cezasını kesen kişilerdir.

Bu durumda çocuğun zihni hastalık ve doktoru korku zincirinin halkaları haline getirir.

Diğer Korkularla Bağlantısı ve Genişleyen Etkiler

Doktor korkusu genellikle yalnız başına oluşmaz. Kirlenme, düşme, kanama ya da hastalanma korkuları da aynı zeminde büyür. Çocuk, “kirlenirsem hastalanırım, hastalanırsam doktora giderim, doktor da iğne yapar” şeklinde bir kaygı zinciri kurar. Bu zincir zamanla yalnızca sağlıkla ilgili değil, hayatın diğer alanlarına da yayılabilir. Küçük bir korku, giderek genel bir endişe, yoğun kaygı ve kontrol kaybı hissine dönüşebilir. Böyle durumlarda çocuğun zihninde “tehlike” kavramı genişler; artık yalnızca doktor değil, bilinmez olan her şey tehdit olarak algılanır.

Eğer bu durum fark edilmeden devam ederse, korkular anksiyete bozukluklarına dönüşebilir. Hatta bazı çocuklarda ve ergenlerde, özellikle “mikrop kaparım, hasta olurum” gibi düşüncelerle birlikte, OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) belirtileri gelişebilir. Bu noktada takıntılı düşünceler ve kontrol etme davranışları (elleri sürekli yıkamak, kapıyı defalarca kontrol etmek, hastalık korkusuyla eve kapanmak gibi) ortaya çıkar. Bu süreç genellikle “hiçbir şeyi tam olarak kontrol edememe” duygusuyla başlar. Çocuk, içsel dünyasında güven duygusunu kaybettikçe, dış dünyayı kontrol etme çabasına girer. Bu nedenle ebeveynin yaklaşımı — özellikle tehdit, aşırı kaygı ya da cezalandırıcı dil — bu tür obsesif düşüncelerin tohumlarını atabilir.

Ne ve Nasıl Müdahale Edilmeli?

Doktor korkusu, sadece bir korku değildir, çocuğun dünyayı nasıl algıladığını, kaygı ve güven duygusunu şekillendiren bir deneyimdir. Ebeveyn olarak vereceğimiz mesajlar, bu deneyimi travmaya veya öğrenilmiş çaresizliğe dönüştürebilir ya da güven ve dayanıklılık kazandırabilir. Eğer bir çocukta korkuların günlük hayatı etkileyecek düzeyde olduğunu fark ediyorsak, örneğin doktor randevusu öncesinde günlerce endişe duyuyorsa, ya da hastalık, kirlenme, iğne gibi konulara aşırı hassasiyet gösteriyorsa, bu noktada bir psikolog veya çocuk psikoterapisti ile görüşmek gerekir.

Erken dönemde yapılan birkaç seans bile hem çocuğun hem de ebeveynin kaygı döngüsünü kırabilir. Çünkü terapide sadece çocuk değil, aile sistemi bir bütün olarak ele alınır. Ebeveyn tutumları, iletişim biçimleri ve çocuğa yansıtılan kaygı düzeyi birlikte değerlendirilir. Bazen aile terapisi de bu süreçte çok etkili olur; çünkü çocuk, duygusal güveni en çok ebeveynlerin tutumundan öğrenir. Sorun büyümeden, yani korku kronikleşmeden alınacak profesyonel destek, hem çocuğun psikolojik dayanıklılığını hem de ebeveynin ebeveynlik becerilerini güçlendirir.

Sevgili ebeveynler,

Unutmayın: Çocukların korkuları, çoğu zaman kendi sesimizden, bakışımızdan, kaygımızdan yankı bulur. Onlar dünyayı bizim yüz ifadelerimizden, nefesimizin ritminden, ses tonumuzun titreşiminden öğrenir. Bu yüzden her hastane kapısında, her muayene odasında aslında önce bizim duygumuz girer içeri — sonra çocuklarımız.

Bugün kendinize küçük bir soru sorun: Ben neyi, nasıl öğretiyorum? Korku mu taşıyorum, güven mi yayıyorum?

Bir çocuğun doktor korkusunu yok eden şey, mükemmel bir açıklama değildir; sakin bir el, güvende hissettiren bir beden dili ve “Ben yanındayım, birlikte yaparız” diyen bir kalptir.

Çocuklar güçlerini bizim gücümüzden, cesaretlerini bizim duruşumuzdan çalarlar. Biz her tereddüt ettiğimizde onlar da ürperir; biz her derin nefes aldığımızda, dünyaları biraz daha genişler. O yüzden, her zorlu anda kendinize hatırlatın: Siz çocuğunuzun ilk ilacısınız.
Sizin sakinliğiniz, onun en büyük güvencesi.
Sizin tutarlılığınız, onun en güçlü zırhı.
Sizin sevginiz, onun en derin nefesidir.

Bugün kendinize küçük bir soru sorun: Ben neyi, nasıl öğretiyorum? Korku mu taşıyorum, güven mi yayıyorum?

Bir çocuğun doktor korkusunu yok eden şey, mükemmel bir açıklama değildir; sakin bir el, güvende hissettiren bir beden dili ve “Ben yanındayım, birlikte yaparız” diyen bir kalptir.
Çocuklar güçlerini bizim gücümüzden, cesaretlerini bizim duruşumuzdan çalarlar. Biz her tereddüt ettiğimizde onlar da ürperir; biz her derin nefes aldığımızda, dünyaları biraz daha genişler. O yüzden, her zorlu anda kendinize hatırlatın: Siz çocuğunuzun ilk ilacısınız.
Sizin sakinliğiniz, onun en büyük güvencesi.
Sizin tutarlılığınız, onun en güçlü zırhı.
Sizin sevginiz, onun en derin nefesidir.

Korkular öğrenilir, evet… Ama güven de öğrenilir.
Ve biz yetişkinler olarak çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras, işte tam da budur.
Bir gün gelecek, çocuğunuz muayene odasına girdiğinde korkmak yerine dönecek ve size bakacak. O bakışta sizin gücünüzü, sizin sakinliğinizi ve sizden öğrendiği o sessiz cesareti göreceksiniz. İşte o gün, aslında sadece çocuğunuz değil — siz de iyileşmiş olacaksınız. METNİD DEĞİŞTRMEDEN ÖNEMLİ UERLERİNİ BOLD YAPAR MISIN

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!