Eğitimci & Yazar – Şahsenem PARLAK – “2025: Dikkatin Kayıp Eşyalar Bürosuna Bırakıldığı Yıl”

2025: Dikkatin Kayıp Eşyalar Bürosuna Bırakıldığı Yıl

1. Düşen Odak Süresi: “Hocam Anlıyorum” Çağı

2025’te öğrenciler “anlıyorum” diyor ama anlamıyor.
Söylenen sayfa bulunamıyor, bulunan sayfada söylenen yer işaretlenemiyor.
Satır aralığını söylemeden kendi başına bulan çok az.

Akıl yürütme, yerini bekleme moduna bıraktı.
Zihinler artık öğretmeni değil; ekranı ve teneffüsü referans alıyor.

Ne yazık ki telefonların derste olmaması için çok geç kalındı.
Bu iş buraya gelmeden çözülmeliydi.

Dikkat artık bir beceri değil, bir lüks.


2. Eğitimde Sessiz Çöküş: Yardım Olmadan Yapamama

Yeni dönemde netleşen gerçek şu:
Yönerge tek başına yetmiyor.
Destek çekildiğinde hareket duruyor.

Şu an lisede, yıllar önce ilkokulda o minicik çocuklara anlattığım gibi anlatıyorum etkinlikleri ve yönergeleri.

Bu bir bilgi eksikliği değil; inisiyatif kaybı.
Eğitim sistemi bilgiyi aktarıyor ama iradeyi geliştirmiyor.
Çünkü artık irade yok. Geçmiş ola.

Çocuklar, gençler tek başlarına kaldıklarında ne yapacaklarını bilmiyorlar.
İnternet paketinin bitmesi, soluksuz kalmak gibi adeta.


3. Gürültülü Kuşak: Yüksek Frekans, Düşük Derinlik

2025 gençliği yüksek sesli müzik dinliyor çünkü:

  • Sessizlikle baş edemiyor

  • Düşünceye tahammül az

Müzik artık bir zevk değil, arka plan bastırma aracı.
Ritim yükseldikçe anlam azalıyor.

Bu konuyu vaktiyle yazmıştım:
Şarkı sözleri, frekanslar ve alınan rol modeller büyük bir sorun.


4. Değerlerden Kopuş: Aynı Şeyleri Söyleyip Aynı Şeye İnanmamak

2025’te herkes “aynı değerlerden” bahsediyor ama:

  • Kimse aynı yerden bakmıyor

  • Kimse aynı yükü taşımıyor

Ciddi bir değer erozyonu var.
Toplumsal bağlar söylemde güçlü, pratikte zayıf.

Birlik duygusu yerini yan yana yalnızlığa bıraktı.


5. En Çok “Aşınan” Kavramlar (İçi Boşalanlar Listesi)

Bu yıl en çok kullanılan ama en az hissedilen kavramlar:

  • Travma

  • Toksik

  • Sınır koymak

  • İyi oluş (well-being)

  • Kendini seçmek

  • Kendinin en iyi versiyonuna ulaşmak

Kavramlar çoğaldı, derinlik seyrekleşti.
Herkes konuşuyor, kimse yüzleşmiyor.
Herkes her konuya hâkim… maşallah!


6. Psikolojinin “Evrimi!”: Herkes Uzman, Kimse Sorumlu Değil

2025’te psikolojik dil yaygınlaştı ama:

  • Anlamaya değil, etiketlemeye hizmet ediyor

  • Sorumluluk değil, kaçış üretiyor

Herkes kendini açıklıyor, kimse kendini dönüştürmüyor.

Sosyal medyada durmadan önümüze düşen direktifler:
“5 adımda…”
“3 maddede…”
Gibi gibi…


7. Çocuk ve Suç: Yaş Küçülüyor, Nedenler Büyüyor

15 yaş suç istatistikleri artık bir “istisna” değil, başlık.

Ama mesele çocuklar değil:

  • Denetimsiz teknoloji

  • Otorite boşluğu

  • Aidiyet eksikliği

  • Değer yoksunluğu

  • Ailenin çöküşü

  • Azalan sosyal ilişkiler

  • Bağımlı madde kullanımı

Suç bireysel değil, toplumsal bir semptom.


8. Teknolojiyle Münasebet: Araç Değil, Refleks

2025’te teknoloji:

  • Kullanılan bir şey değil

  • Düşünmeden başvurulan bir refleks

İnsan teknolojiye hükmetmiyor, onun temposuna uyum sağlıyor.

Bir gün sınıfta bir öğrencim,
“Yapay zekâ benim en iyi arkadaşım hocam” dedi.
Korkutucuydu.


9. Eğlencenin Bayağılaşması: Neşeden Kaçış

Eğlence artık:

  • Dinlenmek için değil

  • Düşünmemek için

Kahkaha kısa, dikkat dağınık, haz hızlı tüketiliyor.
Eğlence fazlasıyla bayağılaştı.


10. Felaketler Çağı: Alışılan Olağanüstülük

2025’te felaketler şaşırtmıyor.
Asıl tehlike bu:

  • Alışmak

  • Normalleştirmek

  • Tepkisizleşmek

Toplum yoruldu.
Bitmeyen felaketlerden, akışkan ve “renkli” ekranlardan…
Refleksler yavaşladı.

“Yeni normal” diye bir şey uyduruldu ve
anormal olan her şey, zamanla sıradanlaştı.


En Nihayet: Kapanış

2025 bize şunu gösterdi:
Sorun bilgi eksikliği değil, anlam yorgunluğu.

İnsanlar biliyor ama bağ kuramıyor,
Konuşuyor ama duymuyor,
Bakıyor ama görmüyor.

İletişim kurduğunu zannediyor ama kopuyor.

Bu bir kriz değil;
Bu, uzun süredir ertelenmiş bir yüzleşme.

Ve elbette umutlarımız 2026’ya devredildi.

E hadi…
Yine de ve tabii ki,
İyi seneler cümleten.

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!