Eğitimci & Yazar – Kaan ŞAL – “DERSHANECİLİK VE EĞİTİM KOÇLUĞU: BAŞARISIZ BİR KİTLE MODELİ İLE BİREY MERKEZLİ YAKLAŞIMIN KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ”

DERSHANECİLİK VE EĞİTİM KOÇLUĞU: BAŞARISIZ BİR KİTLE MODELİ İLE BİREY MERKEZLİ YAKLAŞIMIN KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ
Dershaneciliğin Çöküşü: Veli ve Öğrenci Açısından Başarısız Bir Model

Giriş: Eğitimde Bir Yanılsama Olarak Dershanecilik

Dershanecilik, Türkiye’de uzun yıllar boyunca eğitim sisteminin açıklarını kapatan bir destek mekanizması değil, bizzat bu açıkların kalıcılaşmasını sağlayan bir yapı hâline gelmiştir. Başlangıçta “yardımcı” bir rol üstlenen dershaneler, zamanla eğitimin asli unsurlarından biri gibi konumlandırılmış; veliler ve öğrenciler bu yapıya mahkûm edilmiştir. Bugün gelinen noktada dershanecilik ne öğrenciyi geliştirebilmekte ne de velinin beklentisini karşılayabilmektedir. Daha da önemlisi, değişen eğitim modellerine uyum sağlamak bir yana, bu dönüşümün önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır.

Bu metin, dershaneciliği romantize eden yaklaşımları bir kenara bırakarak; öğrenci, veli ve toplum açısından neden başarısız bir model hâline geldiğini sert ve eleştirel bir bakış açısıyla ele almaktadır.


1. Sınav Endüstrisine Dönüşen Bir Yapı

Dershaneler artık birer eğitim kurumu değil, sınav odaklı birer ticari işletmedir. Temel amaçları öğrenciyi geliştirmek değil; sınav sisteminin yarattığı korku ve belirsizlikten ekonomik kazanç sağlamaktır. Öğrenci, birey olarak değil; istatistiksel bir veri, bir müşteri, bir reklam unsuru olarak görülmektedir.

Eğitim; sabır, süreklilik ve bireysel gelişim gerektirirken dershaneler hızlı sonuç, kısa vadeli başarı ve sayısal görünürlük peşindedir. Bu durum, eğitimin ruhunu zedeleyen en temel problemdir.


2. Öğrenci Açısından: Tüketilen Bir Gençlik

2.1. Bireyselliğin Sistematik Olarak Yok Sayılması

Dershanecilik modeli, öğrenciyi tek tipleştiren bir anlayış üzerine kuruludur. Farklı öğrenme stilleri, ilgi alanları, yetenekler ve zihinsel hızlar yok sayılır. Her öğrenciye aynı kitap, aynı tempo, aynı yöntem dayatılır. Bu yaklaşım, pedagojik olarak çağ dışıdır.

Sonuç olarak öğrenciler ya bu sisteme uyum sağlamaya zorlanır ya da başarısız ilan edilir. Başarısızlık ise çoğu zaman öğrencinin değil, sistemin ürünüdür.

2.2. Anlamadan Öğrenme, Düşünmeden Çözme

Dershanelerde öğretilen şey bilgi değil; teknik ezberdir. Öğrenciye “neden” sorusu sordurulmaz, sadece “nasıl işaretleyeceği” öğretilir. Bu, öğrenmeyi mekanik bir refleks hâline getirir.

Bu anlayışla yetişen bireyler; eleştirel düşünemez, problem çözemez, üretken olamaz. Eğitim, bireyi hayata hazırlamak yerine, sınava hazırlayan dar bir alana sıkıştırılır.

2.3. Psikolojik Yıkım ve Tükenmişlik

Sürekli deneme sınavları, sıralamalar ve karşılaştırmalar; öğrenciler üzerinde ağır bir psikolojik baskı oluşturur. Genç yaşta bireyler, değerlerini netler üzerinden ölçmeye başlar. Bu durum, özgüven kaybı, kaygı bozukluğu ve duygusal tükenmişliği beraberinde getirir.

Dershaneler, bu psikolojik yıkımın sonuçlarıyla ilgilenmez; çünkü sistemin işlemesi için bu baskının sürmesi gerekir.


3. Veli Açısından: Umut Ticareti

3.1. Bitmeyen Maddi Sömürü

Dershaneler, velilerin en hassas duygusu olan “çocuğum geri kalmasın” endişesi üzerinden varlığını sürdürür. Yüksek ücretler, ek kaynaklar, özel dersler ve deneme paketleriyle eğitim, ciddi bir ekonomik sömürü alanına dönüşmüştür.

Buna rağmen veliler, ödedikleri bedelin karşılığında somut ve kalıcı bir gelişim görememektedir.

3.2. Gerçek Dışı Başarı Algısı

Dershaneler, başarı hikâyelerini pazarlama aracı olarak kullanır. Birkaç istisnai öğrencinin sonucu, binlerce öğrencinin emeğini gölgede bırakır. Veliye sunulan tablo çoğu zaman yanıltıcıdır.

Bu durum, veli ile kurum arasında ciddi bir güven krizine yol açmaktadır.

3.3. Ebeveynin Süreçten Dışlanması

Dershanecilik, veliyi sürecin aktif bir parçası olmaktan çıkarır. Veli sadece ödeme yapan ve sonuç bekleyen bir konuma itilmiştir. Oysa sağlıklı bir eğitim süreci, aile–okul–öğrenci iş birliği gerektirir.


4. Çağ Değişti, Dershaneler Yerinde Sayıyor

Modern eğitim anlayışı; bireyselleştirilmiş öğrenme, dijital okuryazarlık, proje temelli çalışmalar ve yaşam becerileri üzerine kuruludur. Yapay zekâ destekli öğrenme sistemleri, çevrim içi platformlar ve esnek müfredatlar giderek yaygınlaşmaktadır.

Dershaneler ise hâlâ kalabalık sınıflar, fotokopi testler ve ezberci anlatımlarla var olmaya çalışmaktadır. Bu durum, dershaneciliğin neden çağ dışı kaldığını açıkça göstermektedir.


5. Eğitimde Eşitsizliğin Derinleşmesi

Dershanecilik, fırsat eşitliği ilkesini açıkça zedelemektedir. Maddi gücü olan ailelerin çocukları avantaj sağlarken, diğerleri sistemin gerisinde kalmaktadır. Böylece eğitim, toplumsal adaleti sağlayan bir araç olmaktan çıkar; sınıfsal ayrımları pekiştiren bir mekanizmaya dönüşür.


6. Dershanecilik Neden Israrla Sürdürülüyor?

Bu sorunun cevabı pedagojik değil, ekonomiktir. Dershanecilik; korku, belirsizlik ve rekabet üzerinden beslenen büyük bir sektördür. Eğitimdeki yapısal sorunlar çözülmedikçe bu sektör varlığını sürdürmeye devam edecektir.


7. Alternatifler ve Zorunlu Dönüşüm

Eğitimde gerçek bir dönüşüm için dershanecilik modelinin yerine; okul içi akademik destek sistemleri, ücretsiz dijital kaynaklar, bireysel rehberlik hizmetleri ve öğretmen niteliğini artırmaya yönelik politikalar konulmalıdır.

Aksi hâlde dershanecilik, eğitimin kamburu olmaya devam edecektir.

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!