Uzm. Ecz. – Ebru TANDOĞAN – “Güneşin Eksikliği: Sessiz Bir Halk Sağlığı Sorunu D Vitamini”

Sevgili Ailem okurlarımız, yeni bir aydan merhaba…

Siz kıymetli okurlarımıza, yine bir eczacı olarak sağlık okuryazarlığını geliştirmek adına toplumda sık görülen sağlık sorunlarına dair bilgiler paylaşmak istiyorum. Kasım ayına girerken, yağışlı havalarla birlikte serin ve rüzgârlı bir mevsime geçiyoruz. Güneş ışığının azalmasıyla birlikte, eksikliği oldukça sık görülen ve vücudumuz için son derece önemli olan D vitamininden bahsetmek istedim.

Modern yaşamın getirdiği kapalı alanlarda, plazalarda, ofislerde geçirilen uzun saatler; şehirleşmenin artması ve güneşle temasın azalması; ayrıca güneş koruyucuların sık kullanımı, insan sağlığında sessiz bir eksikliği beraberinde getiriyor: D vitamini yetersizliği.

Eskiden yalnızca kemik sağlığı ile ilişkilendirilen bu vitamin, günümüzde bağışıklık sisteminden kardiyovasküler sağlığa, ruhsal dengeye kadar geniş bir yelpazede etkilerini göstermesiyle bilim dünyasının dikkatini çekmiş durumda. Ancak bu ilgi, beraberinde yanlış inanışlar ve bilinçsiz takviye alışkanlıklarını da getirmektedir. İşte burada sağlık profesyonelleri (hekim ve eczacı) devreye girer; bilimin rehberliğinde doğru bilgilendirme, kişiye özel öneriler ve ilaç–takviye etkileşimlerini göz önünde bulundurma sorumluluğu ile…

D vitamini, yağda çözünen; vücutta kalsiyum, magnezyum ve fosforun emiliminden sorumlu olan ve depolanabilen bir vitamin türüdür. Güneş ışınları ve bazı yağlı gıdalardan elde edilir. D vitamini iki forma sahiptir: D2 ve D3. Vücudumuzun güneş ışınlarından ürettiği D3 vitamini, daha iyi emildiği için D vitamini ihtiyacını daha etkili biçimde karşılar. Kalsiferol olarak da bilinen D vitamini, vücudun kalsiyum ve fosforu kullanarak güçlü kemikler ve diş yapımına yardımcı olur.

Karaciğerde depolanan D vitamini (kolekalsiferol), 7-dehidrokolesterolden sentezlenir ve hayvansal gıdalarla vücuda alınır. Doğal olarak güneşten alınabilen bu vitaminin en iyi besin kaynakları yağlı balık etleri ve balık karaciğeri yağlarıdır. Ayrıca yumurta sarısı ve peynirde de az miktarda bulunur.

Vücutta D vitamini eksikliği yaşandığında yorgunluk, kemik ve kaslarda güçsüzlük, vücut ağrıları, üşüme, uykusuzluk ve yaraların geç iyileşmesi gibi belirtiler ortaya çıkar. Uzun süreli ve aşırı eksiklik durumunda kemik yoğunluğu kaybı, kemik erimesi ve kırık oluşumu görülebilir. Çocuklarda ortaya çıkan raşitizm hastalığı da D vitamini eksikliğinin ciddi bir sonucudur.

D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kas ve kemik ağrıları
Yorgunluk, halsizlik ve enerji eksikliği
Depresif ruh hali
Uykusuzluk
Saç dökülmesi
Baş ağrısı
Üşüme
Ellerde ve ayaklarda karıncalanma veya iğne batması hissi
Kas güçsüzlüğü ve kas seğirmeleri
Yürüme güçlüğü, denge sorunları
Cilt renginde solukluk
Göz altlarında morarma

D vitamini eksikliğinin sebep olduğu en yaygın hastalıklar osteoporoz (kemik erimesi), osteomalazi ve raşitizm olup; ayrıca kanser, diyabet, hipertansiyon, romatizma ve kalp hastalıkları ile de ilişkilidir.

Aslında D vitamini, her ne kadar “vitamin” olarak geçse de bir hormondur. Tüm vitamin ve mineralleri bir orkestra olarak düşünürsek, D vitamini o orkestranın şefidir. Bu nedenle optimum düzeyde olması çok önemlidir.

Covid-19 pandemisi sırasında yoğun bakımlarda yaşamını yitiren pek çok hastanın D vitamini düzeylerinin çok düşük olduğu tespit edilmiştir. D vitamini, bağışıklık sistemimiz için kilit bir öneme sahiptir.

Kemikler, dokular gibi canlı yapılardır. Uzun süreli D vitamini eksikliği kemik yapısında bozulmalara, kemik erimesine ve kas güçsüzlüklerine yol açar. Bu durumlara halsizlik ve ağrılar da eşlik eder.

Kemiklerin güçlenmesi için omega-3, kalsiyum, magnezyum ve D vitamini içeren besinler tüketilmelidir. Özellikle menopoz dönemindeki kadınlarda kemik erimesini önlemek için D vitamini seviyesinin korunması gerekir.

Araştırmalar, D vitamini eksikliğinin meme, akciğer, kalın bağırsak ve prostat kanseri riskini artırdığını göstermektedir. Meme kanserine yakalanmış ve D vitamini seviyesi yüksek olan kadınların, düşük seviyeli olanlara göre yaşam sürelerinin daha uzun olduğu tespit edilmiştir.

D vitamini seviyesi 50 ng/ml ve üzeri olduğunda, meme kanserine yakalanma riski %50 oranında azalmaktadır.

D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNDE RİSK GRUPLARI

Açık tenliler
Yaşlılar
Diyabet hastaları
Kapalı ortamlarda çalışan veya kapalı giyinenler
Böbrek ve karaciğer hastalıkları olanlar
Beslenme bozukluğu yaşayanlar
Mide ameliyatı geçirenler
Gebelik ve emzirme dönemindeki kadınlar
Epilepsi ilaçları kullananlar
Kortizon tedavisi görenler
Çölyak hastalığı olanlar

D vitamini, diyabete karşı da koruyucu bir etkiye sahiptir. Yeterli D vitamini seviyesine sahip çocuklarda Tip 1 diyabet oranı düşükken, eksikliği olanlarda Tip 2 diyabet riskinin arttığı görülmektedir.

Kas ve kemik sağlığını korur, yaşlılarda düşme riskini azaltır, paratiroid hormonunun aşırı salgılanmasını önler. Aynı zamanda kalp sağlığı üzerinde de olumlu etkiler gösterir.

D VİTAMİNİ NELERDE VAR?

D vitamini açısından zengin kaynaklar:
Somon, uskumru, ton balığı, sardalya gibi yağlı balık etleri, kırmızı et, yumurta sarısı, peynir, yoğurt, bazı mantar türleri ile D vitamini açısından zenginleştirilmiş kahvaltılık gevrekler ve tahıllardır.
Kandaki D vitamini seviyesine bakılarak, hangi D vitamini takviyesinin alınacağına mutlaka hekim önerisiyle karar verilmelidir. Piyasada enjektabl, sprey, damla ve kapsül gibi birçok formda preparat bulunmaktadır.

Güneş ışığı gereksinimi; kişinin ten rengine, yaşına ve güneşlenme süresine göre değişir. Deri rengi koyu olan bireyler, yeterli D vitamini sentezleyebilmek için özellikle kış aylarında daha uzun süre güneş ışığına ihtiyaç duyar.

Literatürde D vitamini düzeyinin 20–50 ng/ml arası “normal” kabul edilse de, son yıllarda güçlü bir bağışıklık için 50 ng/ml ve üzeri değerler önerilmektedir.
1 yaşına kadar bebeklerde 400 IU, 1 yaşından sonra 600 IU D vitamini alınması yeterlidir. 70 yaşından sonra ise günlük ihtiyaç artar.

Ancak her şeyin fazlası zarar olduğu gibi, D vitamini fazlalığı da zehirlenmelere neden olabilir. Yüksek D vitamini düzeyi; organlarda ve yumuşak dokularda kalsiyum birikimine, böbrek taşı ve böbrek hasarına, hatta hipertansiyona yol açabilir.

D vitamini eksikliği durumunda, gerek takviye gerekse beslenme veya enjeksiyon yöntemleriyle düzenli D vitamini alımı sağlandıktan 4–6 hafta içinde iyileşme görülebilir. Bu süreç, kişinin genel sağlık durumuna bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

Özetle
Türkiye gibi güneşli bir ülkede bile, yapılan çalışmalarda toplumun %70’inden fazlasında D vitamini yetersizliği görülmektedir.

Eczacılar, toplumda en erişilebilir sağlık profesyonelleridir. Bu nedenle D vitamini konusunda doğru bilgilendirme ve farkındalık yaratmada kritik bir role sahiptirler.

Halk sağlığı perspektifinden bakıldığında, danışanlarımızın D vitamini ve diğer vitamin–mineral düzeylerini takip ederek gerekli yönlendirmeleri yapmak, doz aşımı ve etkileşim risklerine karşı uyarmak büyük önem taşır.

D vitamini, sağlıklı yaşamın temel taşlarından biridir. Ancak bilinçsizce kullanılan her takviye gibi, yanlış uygulandığında faydadan çok zarar getirebilir. Son yıllarda “sessiz bir halk sağlığı problemi” olarak karşımıza çıkmaktadır.

Unutulmamalıdır ki; güneş ışığından gelen yaşam gücü, ancak bilimin ışığıyla birleştiğinde gerçek sağlığı aydınlatır.

Sağlıklı günler dilerim, sevgilerimle.

 

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!