Klinik Psikolog -Melis KOLAYLI – “ERTELEME DAVRANIŞI “

Erteleme davranışı çoğu zaman tembellik, isteksizlik ya da sorumsuzluk olarak açıklanır. Yapılması gerekeni bilip de yapmamak, sorumluluğu bilinçli olarak geciktirmek, dışarıdan bakıldığında irade eksikliği gibi görünebilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, basit bir zaman yönetimi problemi olmaktan çok daha fazlası olabilir.

Pek çok kişi yapması gereken işleri bildiği hâlde neden sürekli “sonra”ya bıraktığını anlamakta zorlanır. İlginç olan şudur ki, erteleyen kişi genellikle ne yapması gerektiğini bilir, hatta bunun önemli olduğunun da farkındadır; ancak yine de harekete geçemez. İşte bu noktada ertelemenin altında yatan psikolojik dinamikleri konuşmak gerekir.

Ertelemenin Psikolojik Boyutu

Erteleme, çoğu zaman kişinin iç dünyasında olup bitenlerin sessiz bir yansımasıdır. Aslında bir duygu düzenleme problemi olarak da görülebilir.

Kişi, başarısızlık ihtimaliyle, eleştirilme korkusuyla ya da yetersiz hissetme duygusuyla karşı karşıya kaldığında, bu duygularla temas etmek yerine işi ileri bir zamana atarak geçici bir rahatlama yaşar. Bu rahatlama yanıltıcıdır; çünkü yapılmayan iş ortadan kalkmaz, yerini suçluluk, pişmanlık duyguları alır.

Bir noktada kişi kendine şu soruyu sormaya başlar: “Neden sürekli son ana bırakıyorum?” Belki de asıl soru şudur: “Bu işe başladığımda benimle yüzleşecek hangi duygu beni korkutuyor?”

Mükemmeliyetçilik ve Başlama Korkusu

Ertelemenin sık görülen nedenlerinden biri mükemmeliyetçiliktir. Dışarıdan bakıldığında düzenli, titiz ve başarılı görünen pek çok insan, iç dünyasında “ya yeterince iyi olmazsa” korkusuyla hareket edemez.

Başlamak, kusurlu bir sonuçla yüzleşmek anlamına gelir. Bu nedenle kişi, mükemmel koşulları bekler: doğru zaman, doğru ruh hâli, doğru motivasyon… Oysa o zaman çoğu zaman hiç gelmez.

Burada durup düşünmek önemlidir: Başlamadığınız şeyler gerçekten zamanınız olmadığı için mi bekliyor, yoksa ortaya çıkacak sonucun sizi tatmin etmeyeceğinden mi korkuyorsunuz?

Özgüven ve Öz-Değer Algısı

Bazı durumlarda erteleme, özgüven ve öz-değer algısıyla yakından ilişkilidir. “Zaten yapamayacağım”, “Ben bu işlerde iyi değilim” gibi içsel konuşmalar, kişinin harekete geçme enerjisini ciddi biçimde düşürür.

Erteleme bu noktada bir savunma mekanizmasına dönüşür. Kişi başarısız olursa, bunun sebebi “zamanında başlamamış olmak” olur; böylece kendi yeterliliğini doğrudan sorgulamak zorunda kalmaz. Bu şekilde yetersiz olmaktan kaçınır.

Kontrol, Otorite ve Sınır Koyma

Erteleme davranışının bir diğer boyutu kontrol ve otoriteyle ilişkilidir. Bu durumda sınır koyamamanın dolaylı bir ifadesi olarak görülebilir.

Kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atan, yönlendirilen, “hayır” demekte zorlanan bireyler, içten içe istemedikleri sorumlulukları erteleyerek pasif bir direnç gösterebilir. Yapılması gereken iş değil, o işin temsil ettiği yük ağırdır.

“Ertelediğim şey gerçekten benim sorumluluğum mu, yoksa başkasının beklentisi mi?”

Zaman Yönetimi mi, Tükenmişlik mi? ve Öz-Değer Algısı

Elbette her erteleme davranışını derin psikolojik anlamlarla açıklamak doğru değildir. Zaman yönetimi becerilerinin zayıf olması, yorgunluk, tükenmişlik ya da yoğun stres de ertelemeyi arttırabilir.

Ancak sorun kronikleştiğinde ve kişinin benlik algısını zedelemeye başladığında, artık “neden” sorusunu sormak gerekir. Kendine sürekli kızan, suçlayan biri için erteleme, bir kısır döngüye dönüşür: Erteler, suçluluk duyar, bu suçlulukla baş edemediği için yeniden erteler.

Sürekli üretmek, yetişmek, başarmak zorunda hissetme duygusu, bedenin ve zihnin “dur” deme şeklidir.

Erteleme ile Baş Etmek

Psikolojik açıdan erteleme ile baş etmenin yolu, sadece yapılacaklar listesi hazırlamak değildir. Asıl mesele, kişinin ertelediği işin onda neyi tetiklediğini fark etmesidir.

“Bu işi düşündüğümde ne hissediyorum?”, “Beni asıl zorlayan ne?” gibi sorular, davranışın arkasındaki duyguyu görünür kılar. Küçük adımlarla başlamak, sonucu değil süreci hedeflemek ve kendinle kurduğun dili yumuşatmak bu noktada oldukça önemlidir.

Değişim, ertelemeyi ortadan kaldırmaya çalışmakla değil, onun neyi koruduğunu anlamakla başlar.

Unutmamak gerekir ki erteleme, kişinin zayıflığı değil; çoğu zaman içsel bir çatışmanın habercisidir. Belki de mesele, “neden yapamıyorum?”dan çok, “bende ne oluyor?” sorusunu sormakla başlamaktır. Ve bazen, bu soruya dürüstçe bakabilmek, atılacak en büyük adımdır.

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!