Eğitimci & Yazar – Kaan ŞAL – “Yeni Yılın Sessiz Umutları”


Yılın son günleri yaklaşırken şehirlerde, evlerde ve insanların iç dünyasında aynı anda bir şeyler değişmeye başlar. Sanki zaman ağırlaşır. Sokak lambalarının altında uzayan gölgeler biraz daha uzun, akşamlar biraz daha düşünceli, kalpler ise biraz daha hassas hale gelir. Bir takvimin yaprakları eksilirken, geride bırakılan günlerin yüküyle birlikte yeni bir sayfanın sessizce açılacağına dair bir umut doğar. İşte yılbaşı dediğimiz şey, tam da bu sessiz umudun kendisidir.
Yeni yıl sadece rakamlardan ibaret değildir. Bir yıl biterken aslında biten zaman değil, yaşadığımız duygular, atlatılan fırtınalar, içimizde sakladığımız kırgınlıklar ve sessizce büyüttüğümüz hayaller olur. Her insan, yılın sonuna geldiğinde içsel bir muhasebe yapar. “Neler oldu?”, “Neler eksik kaldı?”, “Kimler girdi hayatıma, kimler gitti?”, “Ben kimdim ve şimdi kimim?” soruları yavaşça zihnin kıyısına vurur. Bazen cevaplar net olur; bazen ise sadece bir sis perdesi gibi belirsiz…
Ama değişmeyen bir şey vardır: Yeni yıl, yeniden başlama şansı verir.


Bazen bir yıl boyunca taşıdığımız yükler vardır. İçimize attığımız kırgınlıklar, sesini çıkaramadığımız anlar, söyleyemediğimiz sözler, ertelediğimiz hayaller… Ve biz çoğu zaman bunlarla yaşamayı öğreniriz. Ama yılbaşı gecesi geldiğinde, insan kendi içine bir adım daha yaklaşır. “Belki de bırakmalıyım” der; “Belki de affetmeliyim, hem başkasını hem kendimi…” Çünkü yeni yıl, affetmenin, hafiflemenin ve yeniden doğmanın sembolüdür.


Yeni umutlar çoğu zaman sessiz başlar. Kimseye söylemeden, içimizde küçük bir ışık yanar. Belki bu yıl daha cesur olurum… Belki bu yıl kalbimi dinlerim… Belki bu yıl kendim için yaşarım… Bu cümleler, yılbaşının gerçek hediyesidir. Maddi değil; ruhun ihtiyaç duyduğu bir armağan…
Birçoğumuz yıl içinde yoruluruz. İlişkiler, iş, sorumluluklar, kaygılar… Ve bazen kendimizi unutacak kadar başkaları için yaşarız. Yeni yıl yaklaşırken içten içe şu hissi duyarız: “Bu kez farklı olacak.” Belki her şey bir anda değişmeyecek. Ama insanın içinde başlayan niyet, zamanla davranışlara, alışkanlıklara ve hayata dönüşür. Küçük bir kıvılcım, büyük bir değişimin habercisi olabilir.


Yılın son günleri yaklaşırken, takvimlerin üzerindeki sayılar küçülür, geri sayım satır satır görünür hale gelir. Günler sanki biraz daha ağır akmaya başlar, akşamlar daha uzun sürer ve insanın içi kendi sessizliğine doğru derinleşir. Bir yandan biten yılın yükleri omuzlarımıza çökerken, diğer yandan içimizde ince bir heyecan filizlenir: Yeni yıl geliyor…
Yeni yıl, yalnızca saatlerin sıfırı göstermesi değildir. O an, içimizde saklı kalan bütün kelimelerin, ertelenmiş hayallerin ve susturulmuş duyguların su yüzüne çıktığı bir andır. Geçmişle gelecek arasına asılmış ince bir köprüdür. Bir tarafında “yaşandı” yazarken, diğer tarafında kocaman harflerle “mümkün” yazar.
İşte bu yüzden, yılbaşı aslında bir başlangıçtan çok daha fazlasıdır:
Bir yüzleşme, bir vedalaşma ve bir yeniden doğuş…

Yeni yılın en duygusal tarafı ise zamana dokunduğumuzu hissetmemizdir. Bir yıl boyunca gülmüş, ağlamış, beklemiş, umut etmiş, bazen pes etmiş ama yine de bir şekilde bugünlere gelmişizdir. Bu bile başlı başına bir başarıdır. Çünkü hayat, sandığımızdan daha ağırdır bazen. Ve biz her şeye rağmen ayakta kaldığımız için aslında kendimizle gurur duymalıyız.


Belki kaybettiklerimiz oldu bu yıl. Belki bazı yollar kapandı. Belki bazı kapılar sessizce kapandı yüzümüze. Ama unutma: Kapıların kapanması, sonsuza kadar karanlıkta kalacağımız anlamına gelmez. Bazen kapanan kapılar, bizi daha doğru bir yola yönlendirmek içindir. Yeni yıl, işte bu farkındalığı hissettiren bir duraktır.


Kimimiz için yılbaşı kalabalık sofralar, kahkahalar ve sevdiklerle geçen sıcak anlar demektir. Kimimiz için ise sessiz bir odada tek başına düşünmek… Her iki ihtimalde de ortak olan şey, kalbimizin daha derin atmasıdır. Çünkü içten içe biliriz ki, her yeni yıl yeni bir ihtimaldir. Ve ihtimaller insanı hayata bağlar.
Bu yıl kendine bir söz vermek ister misin? Büyük değil… Gösterişli değil… Sadece içten bir söz. Mesela daha çok seveceğim… Daha az kırılacağım… Daha çok dinleyeceğim kendimi… Gereksiz yükleri bırakacağım… Kendime karşı daha nazik olacağım… Bunların her biri yeni umutların başlangıcıdır.
Her birimiz bir yıl boyunca farklı sınavlardan geçtik. Kimimiz sevdiklerinden ayrıldı, kimimiz çok sevdiği birinin elini son kez tuttu. Kimimiz hayal kırıklıklarıyla büyüdü, kimimiz umut ettiği şeylere tam ulaşacakken yeniden başa dönmek zorunda kaldı. Kırıldık, yorulduk, sustuk… Ama yine de yürüdük.


Çünkü insan, düşe kalka yürümeyi öğrenen bir varlık.
Belki bu yıl, kendini değersiz hissettiğin zamanlar oldu. Belki “Benim payıma hep zorluk düşüyor” dediğin anlar… Belki de kimseye anlatamadığın, geceleri içini sızlatan sessiz bir yalnızlığın vardı. Gündüz gülümsedin, gece içinden kırıldın. Kimse anlamadı sandın.
Ama yine de buradasın.
Ve bu, düşündüğünden çok daha büyük bir başarı.
Unutma ki her insan yeni yıla biraz eksik, biraz yaralı, biraz da umutlu girer. Kimse kusursuz değildir. Kimsenin hayatı tamamen yolunda değildir. Ama bizi güçlü yapan şey, bütün bu eksikliklere rağmen ayağa kalkıp ileriye doğru bakabilmemizdir. Gelecek, belirsizliğin içinde bile umut taşır.


Yeni yıl, kalbinin en derin yerinden yükselen küçük bir ses gibidir. O ses, çocukluğundaki masum inancı hatırlatır. Bir zamanlar her şeyin mümkün olduğuna inanırdın. Yıldızlara bakar ve onların seninle konuştuğunu düşünürdün. Şimdi büyüdün, yoruldun, gerçekler ağırlaştı. Ama o çocuk hâlâ orada… Sadece biraz sessiz.


Yılın son gecesinde, saatler yeni yılı gösterdiğinde dışarıda havai fişekler patlar. Ama esas patlayan şey gökyüzü değil, insanın içindeki duygulardır.
Bir anlığına herkes aynı duyguda birleşir:


Umut.
Belki aynı şehirde, belki çok uzakta birileriyle aynı anda “Yeni yılın kutlu olsun” dersin. Bir mesaj, bir sarılma, bir bakış… Hepsi kalbine dokunur. Çünkü insan, paylaştıkça çoğalan bir varlıktır.
Yılbaşı gecesi, işte o çocuk yeniden başını kaldırır:
“Belki bu yıl daha güzel olur…” der.


Belki daha fazla güleriz.
Belki kaybettiklerimizin yerine yeni güzellikler gelir.
Belki kalbimizi daha az incitir, daha çok severiz.


Yeni yıl, ihtimaller demektir.
İhtimaller ise insanın ruhunu hayata bağlayan ince bir iptir.
Yeni yıl için büyük hedefler koymana gerek yok. Bazen en güçlü değişim, küçük alışkanlıklarla başlar:
Biraz daha erken uyanmak,
Bir bardak suyu şükrederek içmek,


Birine gerçekten “Nasılsın?” demek,
Kendinle beş dakika baş başa kalmak…
Hayat, büyük kırılmalarla değil, küçük fark edişlerle değişir.
Yeni yılın ilk sabahı uyandığında, pencereden dışarı bak. Gökyüzü belki kapalı olacak, belki güneş masmavi bir gökyüzünden parlayacak. Ama ne olursa olsun, içinden şu cümleyi geçir: “Bugün her şey yeniden başlayabilir.” Çünkü gerçekten de öyle… Hayatın en büyük sırrı, her günün aslında küçük bir başlangıç olmasıdır
Yeni yıl, kalbimizden yükselen görünmez bir dua gibidir:
“Beni hayata bağlayan şeyleri koru.”
“Sevdiklerimi yanımda tut.”
“İçimdeki ışığı söndürme.”
“Ve beni umuttan vazgeçirme.”
Belki yol zor olacak, belki yine yorulacağız. Ama bu kez daha güçlü olacağız. Çünkü her yeni yıl, bize şunu hatırlatır:
Ne yaşarsan yaşa, yeniden başlamak mümkün..
Ve unutma: Umut, en zor zamanda bile içimizde kalmayı seçen bir misafirdir. Yeter ki onu görmezden gelme.
Yeni yıl; kalbinle barıştığın, kendini olduğun gibi kabul ettiğin, eksiklerini sarmaladığın ve geleceğe sevgiyle baktığın bir yol olsun. Geçmişi onurlandır, ama oraya yerleşme. Çünkü senin hayatın, hâlâ yazılmakta olan bir hikâye. Ve bu hikâyenin en güzel bölümleri belki de daha yeni başlıyor.
Yeni yıl, yepyeni bir defter gibi önünde duruyor. İlk sayfasına ne yazmak istersin?
Cesaret mi?
Huzur mu?
Sevgi mi?
Şükran mı?
Hangisini seçersen seç, unutma:
Bu yıl senin yılın olabilir.
Geçmişin yaralarını onar, kalbini sevgiyle besle, umutlarını büyüt. Çünkü hayat, umudu olanların yanında olmayı sever.
Yeni yıl; kalbine iyi gelsin.
Ruhunu hafifletsin.
Kendinle barışmanı sağlasın.
Ve seni, beklediğin o güzel günlere yaklaştırsın.
Yeni yılın; içindeki sessiz umutları büyüttüğü, kalbine hafiflik verdiği ve seni kendine biraz daha yaklaştırdığı bir yıl olsun.
Mutlu yıllar..
KAAN ŞAL

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!