Uzm. Ecz. – Ebru TANDOĞAN – “Sağlıklı Yaş Almanın Anahtarı: Longevity ve NADH”

Sevgili Ailem okurlarımız, yepyeni bir yıldan merhabalar…
Koca bir yılı geride bırakırken; umutların, hayallerin ve uzun soluklu planların yapıldığı yeni bir yıla girdik. Ocak ayı tam da bereketiyle gelmişken, havaların buz kestiği ve dağların bembeyaza boyandığı, hakkını veren bir kış ayına giriş yaptık. Hastalık ve salgınlar kol gezse de, hepimiz hastalıklarla boğuşsak da ben bu sayıda içimizi ısıtacak, güzelliğe ve uzun yaşama dair bir yazı yazmak istedim.

Dünya, son yıllarda “yaşlanmayı nasıl yavaşlatabiliriz?” ya da “sağlıklı nasıl yaş alabiliriz?” sorularını konuşuyor. Longevity dediğimiz kavram; yalnızca yaşam süresinin uzatılmasını değil, yaşlanma sürecinde fonksiyonel kapasitenin ve yaşam kalitesinin de korunmasını hedefleyen bütüncül bir yaklaşımdır. Yani yaşam süresini uzatmaktan kasıt; akli melekeleri yerinde, beden ve ruh sağlığı korunarak yaş alma sürecinin uzatılmasıdır.

Longevity (sağlıklı yaş alma) kavramındaki kilit nokta; vücudumuzun enerji santrali olan mitokondrilerimize enerji sağlamak, vücudumuzdaki biyokimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan serbest radikalleri uzaklaştırmak, oksidatif stresi önlemek ve hücre sağlığını korumaktır. Enerji vermek ve hücre sağlığını korumak için bazı maddeler vardır. NADH (Adenin Dinükleotid Hidrid), vücudumuzdaki biyokimyasal süreçlerde önemli bir koenzimdir. Enerji üretiminde ve hücresel işlevlerin düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. NADH, hücrelerin enerji merkezi olan mitokondrilerde yer alır ve enerji üretiminde anahtar bir bileşen olarak kabul edilir.

Ayrıca NADH, oksidatif stresle mücadelede önemli bir yere sahiptir. Hücrelerdeki serbest radikalleri nötralize ederek hücresel hasarı önlemeye yardımcı olur. Bu nedenle NADH’ın antioksidan özelliklere sahip olduğu ve hücre sağlığının korunmasında etkili olduğu belirtilmektedir. NADH’ın diğer bir önemli görevi de DNA onarımı ve hücresel sinyal iletiminde yer almasıdır. DNA hasarını onararak hücrelerin genetik bütünlüğünü korumaya yardımcı olur. Hücresel sinyal iletiminde NADH, hücreler arasında iletişimi sağlayan önemli bir moleküldür.

Yaşlanma süreci; mitokondriyal disfonksiyon, artmış oksidatif stres, DNA hasarı ve hücresel enerji üretiminde azalma ile karakterizedir. Bu süreçte ATP üretiminin azalması; kas gücü kaybı, bilişsel gerileme ve metabolik hastalıklar gibi klinik sonuçlara yol açar. Longevity stratejileri, bu biyolojik mekanizmaları hedef alarak hücresel fonksiyonları mümkün olduğunca uzun süre korumayı amaçlar.

NADH düzeylerinin desteklenmesi, teorik olarak mitokondriyal verimliliği artırarak hücresel yaşlanma belirtilerini yavaşlatır. Yapılan klinik ve bilimsel çalışmalar göstermiştir ki NADH takviyesinin;

  • Enerji düzeylerinde artış

  • Mental yorgunlukta azalma

  • Bilişsel fonksiyonların desteklenmesi

  • Mitokondriyal performansta iyileşme

gibi etkiler gösterebileceği bildirilmiştir. Bu etkiler, NADH’ı longevity odaklı destek ürünleri arasında dikkat çekici bir konuma taşımaktadır.

Yaş alma ile birlikte üretimi azalan NADH, enerji seviyelerinde düşüşle kendini gösterir. Yorgunluk ve halsizlik, bu azalmayı yaşayan bireylerde sıkça karşılaşılan belirtilerdir. Hücrelerin enerji üretim kapasitesinin azalması, günlük aktiviteler sırasında bile çabuk yorulmaya yol açabilir. Bu tür belirtiler, NADH seviyelerinin yeterince yüksek olmadığının bir işareti olabilir. Enerji üretimindeki azalma, kasların yeterince enerji alamamasına yol açabilir ve bu da ağrı ve yorgunluğa neden olabilir. Kas ve eklem ağrıları, NADH seviyelerindeki düşüşle ilişkili olabilir.

NADH’ın enerji üretimindeki rolü oldukça belirgindir. NADH, mitokondrilerdeki elektron taşıma zincirinde kritik bir bileşendir ve ATP üretimini destekler. Enerji seviyelerinin artması, genel yaşam kalitesini ve fiziksel performansı iyileştirebilir.

NADH’ın faydaları arasında bir diğer önemli nokta, zihinsel fonksiyonlar üzerindeki etkisidir. Araştırmalar, NADH’ın bilişsel işlevleri destekleyebileceğini ve zihinsel yorgunluğu azaltabileceğini göstermektedir. Ayrıca hafıza, konsantrasyon ve genel zihinsel uyanıklık üzerinde olumlu etkiler yaratabileceği belirtilmektedir. Bu durum, özellikle yaşlanma ile birlikte zihinsel fonksiyonlardaki düşüşleri yavaşlatmada yardımcı olabilir.

Enerji ve zihinsel fonksiyonlar üzerindeki etkilerinin yanı sıra NADH’ın bağışıklık sistemi üzerinde de olumlu etkiler yapabileceği düşünülmektedir. Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, hastalıklara karşı direnci artırabilir ve genel sağlık durumunu iyileştirebilir.

NADH’ın doğal kaynakları arasında et, balık ve süt ürünleri gibi hayvansal gıdalar yer alır. Bu besinler, NADH’ın yanı sıra vücudun NADH üretimi için gerekli olan vitaminler ve mineraller açısından da zengindir.

Et ve balık, NADH açısından en zengin besin kaynaklarından bazılarıdır. Özellikle kırmızı et, tavuk ve deniz ürünleri yüksek NADH içeriği ile bilinir. Balıklar arasında ise somon, ton balığı ve sardalya gibi yağlı balıklar, NADH ve diğer besin bileşenleri açısından oldukça faydalıdır.

Süt ve süt ürünleri de NADH’ın iyi bir kaynağı olabilir. Süt, yoğurt ve peynir gibi ürünler, NADH içeriğinin yanı sıra vücudun genel sağlığını destekleyen kalsiyum ve protein gibi diğer önemli besinleri de sağlar.

Ancak besinlerden alınan NADH miktarının yeterli olmadığı durumlarda, NADH takviyeleri bir seçenek olarak düşünülebilir. NADH takviyeleri genellikle tablet veya kapsül formunda bulunur ve enerji seviyelerini artırmaya, zihinsel performansı desteklemeye veya yaşlanma belirtilerini hafifletmeye yönelik destek olarak alınabilir. Ancak bu tür takviyelerin kullanımı konusunda dikkatli olunmalıdır. NADH takviyelerinin uygun dozda ve güvenli bir şekilde kullanılması için mutlaka bir uzmana danışılması önerilmektedir.

NADH üretimini destekleyen en önemli faktörlerden biri doğru besinlerin tüketilmesidir. B vitaminleri, özellikle B3 vitamini (niasin), NADH üretiminde temel rol oynar. Bu nedenle B vitamini açısından zengin besinler tüketmek, NADH seviyelerini artırmaya yardımcı olabilir. Tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, et, balık ve süt ürünleri bu vitaminlerin doğal kaynakları arasında yer alır. Bu besinler, vücudun NADH sentezini desteklemek için gerekli temel bileşenleri sağlayabilir.

Yaşam tarzı değişiklikleri de NADH üretimini olumlu yönde etkileyebilir. Düzenli egzersiz, hücresel enerji üretimini artırarak NADH seviyelerinin yükselmesine katkıda bulunabilir. Egzersiz sırasında hücreler daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar ve bu da NADH üretiminin artmasını teşvik edebilir. Aynı zamanda yeterli ve kaliteli uyku, vücudun genel enerji dengesini korumada ve NADH üretimini desteklemede önemli bir rol oynar.

Stres yönetimi de NADH seviyelerinin korunmasında etkili olabilir. Kronik stres, vücudun enerji üretimini olumsuz etkileyebilir ve NADH seviyelerinde düşüşe yol açabilir. Meditasyon, yoga ve diğer stres azaltıcı teknikler, NADH üretimini destekleyebilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.

Takviyeler ve besin destekleri de NADH üretimini artırmanın bir yolu olabilir. Özellikle niasin (B3 vitamini) ve riboflavin (B2 vitamini) gibi B vitaminleri içeren takviyeler, NADH sentezini destekleyebilir. Bununla birlikte takviyelerin kullanımı konusunda dikkatli olunmalı ve bir sağlık profesyoneline danışılmalıdır. Uzman kontrolünde alınan takviyeler, güvenli ve etkili bir şekilde kullanılabilir.

Sonuç olarak;
NADH, hücresel enerji üretimi ve mitokondri fonksiyonları üzerindeki etkileri sayesinde longevity yaklaşımında umut vadeden bir moleküldür. Ancak sağlıklı yaşlanma ya da yaş alma, tek bir takviyeden ziyade dengeli ve sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, uyku düzeni ve bilimsel temelli desteklerin birlikte ele alınmasını gerektirir. Bu bütüncül yaklaşımda sağlık profesyonelleri; güvenilir bilgi kaynağı ve akılcı takviye kullanımının rehberi olarak kilit bir rol üstlenmektedir.

Sağlıklı ve uzun bir yaşam dilerim.
Sevgilerimle…

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!

Subscribe to My Newsletter

Subscribe to my weekly newsletter. I don’t send any spam email ever!